Çok tantanası yapıldı biz de hadi gidelim-görelim dedik. Gittik, izledik; klişe geldi bana film. Elbette beğenenler vardır onların öznel düşüncelerine bir şey diyemem ancak burası benim blog’um olduğuna göre dilediğim gibi atıp tutabilirim :)
Bolca efekt var, aksiyon var ama hepsi o kadar. Olaylar, kişiler, aksiyonlar çok zorlama. Bir de bu filmi dünyayı kötü kullandık o yüzden mahvettik ana fikri olan didaktik bir film zannetmeyin. Dünyanın sonunu getiren olayla insanoğlunun alakası yok senaryoya göre -daha fazla anlatmıyorum tabii-.
Mavrayı bilmeyen yok sanırım; Maya takvimi 2012′de bitiyor, “Ee dünyanın sonu gelecek 2012′de o zaman” çıkarımına dayanan bir senaryo var. Olay 2012′de dünyanın sonunun gelmesi bu belli, bunun etrafına konmuş kişiler ve olaylarla süslenip püslenmiş bolca bilgisayar efekti kullanılmış bir felaket filmi, hepsi bu kadar.. Yönetmenin diğer felaket filmi olan “Yarından Sonra“yı daha başarılı bulduğumu söylemeliyim.
Fazlaca laf salatası yapmaya gerek yok sadede gelelim; insanın poposunu uyuşturacak derecede uzun ve bunaltıcı bir film. Evde oturup zaman zaman WC ve yiyecek molası verilerek izlenebilir ancak sinemada izlemek bana eziyet verdi. Hollywood her zamanki gibi dini mesajları araya sıkıştırıyor. Filmin senaryosunu açığa vermemek için fazlaca detay vermiyorum, filmdeki çocuk oyunculardan birisinin adı Noah. Klişelerle dolu zaman zaman olayların akış hızının insanı kabız ettiği bir film diyor ve kesiyorum..
Uzun bir aradan sonra “Merhaba”,
Bugün Pardus ve Xfce ikilisinden bahsetmek istiyorum. Bu ikiliden Pardus ile uzun süredir tanışıyoruz ve hukukumuz var, Xfce ile ise dün tanıştım. Bu tanışmadan memnun olduğum için de bu yazıyı yazmaya karar verdim. Sizin için de görsellik, süs-püs, efekt değil hız ve basitlik önemli ise yazımın kalan kısmını okuyun; eğer “İmaj her şeydir” diyorsanız Xfce zaten size göre değil ne Xfce’yi ne de kendinizi boşa zorlamayın..
Xfce hafif bir masaüstü ortamı, buradaki hafif kelimesi şu anlamları taşıyor; hızlı yüklenen, az yer kaplayan, hızlı çalışan, sistem kaynaklarını sömürmeyen.. KDE4′ü hantal buluyorsanız veya sistem kaynaklarınız kısıtlı ise hafif kelimesine yüklenen tüm anlamlar sizi memnun edecektir. Pardus katkı deposundan Xfce’yi kolayca kurup oturumu bu masaüstünde açabilirsiniz. Katkı deposunun ne olduğunu ve nasıl eklenebileceğini şuradan öğrenebilirsiniz. Katkı deposunu yükledikten sonra Xfce’yi kurmak için komut satırını açarak şu komutu vermek yeterli;
sudo pisi it -c desktop.xfce.base
Bağımlılıkları ile beraber 50 paket kuruluyor. İnternet hızına göre 5-6 dakikada kurulum bitiyor. Bu aşamadan sonra KDE4 ile açtığınız oturumu kapatarak gdm ekranından Xfce ile oturum açabilirsiniz. Bunun nasıl yapılacağını resim üzerinde göstermek iyi olacaktır sanırım.

Hepsi bu kadar. Sistem Xfce masaüstü ortamı ile hızlıca açılacaktır. KDE’ye alışıksanız Xfce’ye şans vermelisiniz. Hemen aşina olmayı beklemeyin. Alışmak için süre ve araştırma lazım. İnternet üzerinde Xfce ile ilgili bilgilere kolayca erişiliyor. Pardus ve Xfce ikilisi ile ilgili Pardus Wiki’si ve Özgürlük İçin sitesinde de bol bol paylaşım var. Özgürlükİçin e-dergi’nin 12. sayısında Xfce hakkında yazılmış uzunca bir makale de mevcut. Son olarak Xfce masaüstümü sizlerle paylaşmak isterim.

Herkese açık kaynak kodlu günler dilerim..
Klasik sinema yorumları gibi yorum yapmak istemediğimden direkt olarak konuya giriyorum. Bir filmde konu, konuya giriş ve konunun gelişimi bu kadar iyi olabilir ve aynı zamanda final de bu kadar berbat yapılabilir! Muhteşem bir finale sahip olabilecek bir konu çok kötü bir şekilde sonlanıyor. Gitmemiş olanlara filmin sonunu anlatmayalım tabii ki :)
Filmin ilk yarısı kendini izlettiriyor. Akış gayet güzel. 2. yarıda olaylara dahil olan belediye başkanı bir anda filme espri katıyor. Bazı diyaloglara gerçekten güldüğümü söyleyebilirim. Ancak bitiriş yukarıda da söylediğim gibi çok kötü. Bu yapımlara dünyanın parası harcanıyor; bir sürü zeki insan her aşamada katkıda bulunuyor. İster istemez düşünüyor insan “Yahu bir kişi bile bu final berbat, bu filmi binlerce değişik şekilde bitirme şansımız var dememiş” diye. Ben düşündüm ama düşüncelerimi film vizyondan kalktıktan sonra paylaşayım.
Biraz da madde madde gideyim;
- Filmde kapitalizme ince bir gönderme var gibi. Borsanın ne kadar spekülatif olduğunu size hissettirmeye çalışıyor yönetmen. Ama çok da göze batırmış değil bunu. Ayrıca batırsa ne olur, kendisi de o sistemin bir sonucu değil mi :) 100 milyon doların üzerinde bir parayı kapitalizm dışında hiç bir sistem bir yönetmenin eline verip de film çek demez herhalde!?..
- Senaryonun bazı noktalarda aksadığını hissediyorsunuz, New York gibi bir şehirde 10 milyon dolar tutarındaki fidyeyi karadan götürmek de nesi? Bilahare bilmem kaç tane eskort motorsiklet ile seyahat etmesine rağmen parayı taşıyan araç 2 tane kaza yapıyor.
- Hollywood’un her filminde olduğu gibi bu filmde de bir “Rıza Üretimi” tekniği var bence. Amerikan halkına yine cici yurttaşlar olun, terörizm ile başa çıkılabilmesi için hükumetin yaptığı her şeyi mazur görün mesajı veriliyor.
- Denzel abinin yaşlandığını hissediyorsunuz filmi izlerken. John Q filmindeki o zıpkın gibi adam yok artık :) Rol için biraz da kilo almış olabilir emin değilim. Stallone amca da Cop Land filmi için kilo almıştı diye hatırlıyorum. Benzer bir durum olabilir.
Aklıma gelen ve yazabileceklerim bu kadar. Yüksek beklentiler olmadan izlenebilecek bir film. Yapımcılar kafalarını kullansalar “Olağan Şüpheliler” gibi finali insanı aptala çeviren bir film çıkabilirmiş ama olmamış.
Sağlık olsun..
Vallahi bir açılım yap artık uyarım ben
Bu soruya verebileceğim tek bir cevap var; Bursa’da Eski Otogarın yakınlarında bulunan Uludağ Kebapçısı! Bursa Kebabı (Bu web sitelerindeki tanım) yapan çok yer var ancak şu ana kadar yediğim en leziz Bursa Kebabı Uludağ Kebapçısında yediğimdi.
Mekanın küçük ve şirin olması da ayrıca hoşuma gitti. Tipik bir çarşı içi esnaf yeri. Toplam 5-6 masa içeride 2-3 masa ise kapı önünde. Sıcak bir havası var.

Bursa Kebabının yanında efsane olmuş bir içecek olan Uludağ gazoz içmenizi öneriyorum. Her güzel şeyde olduğu gibi Uludağ Kebapçısında Bursa Kebabı yemenin de bir bedeli var. Fiyatlar biraz yüksek ancak lezzetli bir yemek için fiyatı hiç bir zaman umursamadım-umursamam diyenlerdensiniz (Benim gibi :) Bursa’dan yolunuz geçerse uğramamazlık etmeyin.
Uludağ Kebapçısı ile ilgili erişim bilgileri ise şöyle;
Web Sayfaları: http://www.uludagkebapcisi.biz/
Adres: Uluyol Şirin Sokak No: 12 Eski Garaj Karşısı BURSA
Telefon: 0 224 251 45 51
Harita:
Daha Büyük Haritayı Görüntüle